fbpx

Gökyüzünde Ne Varsa Yeryüzünde O Vardır

Günlerdir yüreğimizde bir yangın ile yaşıyoruz. Ormanlarımız, canlarımız, canlılarımız, evlerimiz, bağlarımız, bahçelerimiz ile birlikte yanıp kavruluyoruz.

Böyle bir dönemdeyken 1 gün sonrası bile olsa geleceğe yönelik astrolojik göstergeleri yazmak çok anlamlı gelmiyor bana aslında. Bundan sonra neler yaşayabileceğimizin olasılık tahminlerini okumanın ne faydası olabilir bize diye düşünüyorum. Çünkü sadece şu anda olmaya, olanın içinde kalmaya, bize insanlığımızı hatırlatacak ve kalplerimizdeki yangını biraz olsun söndürecek şeyler yapmaya ihtiyacımız var bence.

Ama şu bir gerçek ki ‘gökyüzünde ne varsa yeryüzünde o vardır. Dışarda ne varsa, içerde o vardır’. O zaman gökyüzünde olandan yola çıkıp içimizde olana ulaşabiliriz. İşte bundan konuşmak iyi gelebilir. Gelecek yerine geçmişe odaklanarak gökyüzünün gerçekleşmiş mesajını fark edebilirsek tüm olanların bizim algımızın çok üzerindeki ilahi bir planın parçası olduğunu, insan olarak baktığımız yerden bunun başını sonunu görmemizin mümkün olmadığını ve hayatta yaşadığımız her şeyin aslında başka bir şeye vesile olmak için olduğunu anlayabilir, bunu kalbimizde hissedebilir, tutuşan yüreğimize biraz olsun su serpebiliriz.

Orman yangınları 28 Temmuz günü başladı. O sırada gökyüzünde Güneş, Merkür ve Mars Aslan burcundaydı. Gün içinde Ay’ın da Mars’ın yönetimindeki Koç burcuna geçmesiyle gökyüzünde oluşan ateş elementinin yoğunluğundan göz gözü görmez oldu.

Aslan burcu sıcak – kuru tabiata, ateşli, öfkeye meyilli ve inatçı mizaca sahip bir burç. Uzun ağaçlar, ormanlar, vahşi hayvanların yaygın olduğu bölgeler temsil ettiği yerlerden bazıları. İşte bu burca yerleşmiş 4 gök cisminden bahsediyoruz. Ayrıca klasik astrolojiye göre Mars’ın, Vedik astrolojiye göre de hem Mars’ın hem Güneş’in malefik (kötücül) özellikler taşıdığını da belirtmek isterim. Tabi her iki gezegenin de yine sıcak ve kuru doğada olduğunu da unutmayalım. Sadece bu bilgiler bile Temmuz sonu ve Ağustos başının kavurucu sıcakla ve yağışsız geçeceğini, gündem de ise ormanların, vahşi hayvanların, ağaçların olabileceğini ve sert günlerden geçeceğimizi gösteriyordu. Ve yüzyıllar öncesinden bugünün haritasına baksaydık yine aynı gökyüzü ile karşılaşacaktık!!

Özellikle Mars’ın 29 derece Aslan burcunda olması işin en dikkat çekici yanıydı. Çünkü ateş ile alakalı Mars, ne yapacağı hiç belli olmayan bir derecenin içine yerleşmişti üstelik hemen yanı başında önemli ve kadersel olayların yıldızı Regulus ona eşlik etmekteydi. Büyük güç ve başarılar ile ilgili olan Kraliyet Yıldızı Regulus sahnedeyse gücün kötüye kullanılmasına veya öç alma duygusuna da dikkat çekiyor demekti. Ve gökyüzü okuyucuları olarak biz biliyorduk ki Mars yavaş yavaş ilerlerken geri hareketiyle 29 derece Kova burcuna henüz geçen Jüpiter ile karşı karşıya kalacaktı. Bu gökyüzünde bir savaş demekti. Bu durum olacak olan her ne ise büyüyeceğini, genişleyeceğini ve kontrol edilemeyeceğini göstermekteydi. Sadece bir tetiklenmeye bakıyordu ki Ay’ın Koç burcuna geçmesi ile beraber ilk kıvılcım yeryüzüne düştü.

Tam zamanında, gökyüzünde olanlar yeryüzünde karşılık buldu. Olması gereken olması gerektiği anda oldu. Bunun bir başı vardı ve bir sonu da olacak. Bu olanlar hayal bile edemediğimiz bir sürü şeye sebep olacak. Hepsi muazzam bir sistem içinde birbirini etkileyecek ve belki de bu koca alevler dünyanın başka bir yerinde yaşam ateşi olarak dans edecek.

O yüzden neye üzülüp, neye sevinmemiz gerektiğini hiç bir zaman bilemeyeceğiz aslında bu hayatta. Ancak yaşayıp göreceğiz. Bazen göremeyeceğiz bile. Çünkü hayat inanılmaz bir paradoks üzerine kurulu.

“Hayır sandığınız, şer; şer sandığınız ise hayır olabilir!”

O zaman büyük resmi görme yeteneğimiz olmadığına göre içinde bulunduğumuz küçük parçayı biraz olsun gökyüzünün yardımıyla anlayabilmek için şu soruların cevaplarını düşünmenizi teklif ediyorum. Ama Aslan burcu yoğunluğu devam ederken cevapları kalbinizde aramanızı ve kendinize dürüst olmanızı tavsiye ederim. Çünkü Aslan bedenimizde kalbi temsil eder ve cesaretin, dürüstlüğün timsalidir. Diğer türlü doğru cevapları hiç bir zaman bulamayabilirsiniz…

Acaba Mars’ın yanındaki Regulus, doğanın öcünü mü anlatıyordu, yoksa sistemin (yöneticilerin) gücünü kötüye kullanmasını mı?

Ya da gücünü kötüye kullanan bizler miydik bitkilere, hayvanlara, çocuklara, kadınlara, erkeklere karşı?

Mars ve Jüpiter alevlerle ortalığı savaş alanına çevirirken yanan ağaçlar mıydı, yoksa bitmek tükenmek bilmeyen hırsımızın kuruttuğu vicdanımız mı?

İpek Kigan

5.08.2021

Fotograf: Pinterest